23 Nisan 2012 Pazartesi

10 dakikada hizmetçi önlüğü ve uşak papyonu yapalım mı? :)

Elinizde hiç bir malzeme yokken bir uşak papyonu ve bir hizmetçi önlüğü yaratmanız gerekse ne yaparsınız? :)
İşte bu konulardaki uydurukçulukta sınır tanımıyorumm :)
Prova yapmak üzere köydeki tiyatro salonunda toplanmıştık.
Sağıma soluma baktım, bir köşede bizim sahne perdelerinden artmış siyah saten bir parça kumaş buldum..
Çıkıp, karşıma ilk çıkan evin kapısını çalarak, bir iğne iplik ödünç vermelerini rica ettim..
Salona geri geldim..
Oturdum ve bir papyon yaptım bizim uşak rolünü oynayan oyuncumuz için..
Ama nasıl yaptığımı hiç sormayın, can havliyle, el yordamıyla ve hiç dikiş bilmeyen biri olarak resmen debelene debelene yaptım :)



Bu boyun lastiğini neyden yaptığımı söylemesem olur mu?
Anlayan anlamıştır zaten :))))
Ama sırf bu iş için gidip ilk bulduğum tuhafiyeden aldım şeyi..(Şeyi yaa, sütyen işte)



Oldu oldu, hiç fena durmadı..
Ben bunu bir de oyun sırasında sahnede fotoğralarım..


Aaaa bir de hizmetçi önlüğü lazım..
Tüh..Ne yapsak?
Sağıma soluma baktım, ve bizim tiyatro salonunun bir köşesinde büyük bir yastık kılıfı buldum..Ama tabii eski ve kirliydi..
O kılıfı aldım..Sökerek açtım..
Yine köyden bir evin kapısını çalıp beyaz iplik ve dikiş iğnesi rica ettim..
Hemen oturup şöyle bir önlüğü gayet uydurukça diktim..
Sonra baktım tiyatro salonunun giyinme odasında bir şişe çamaşır suyu var..
Aldım bu önlüğü, çamaşır suyuyla deliler gibi yıkadım..
Hava sıcak tabii..Hemen kurudu...


Sonra bir de ütü..Tamamdır..




Oyun sırasında bunları sahnedeki oyuncuların üzerinde zaten fotoğraflayacağım..
Bakın bakalım sahnede hoş görünüyorlar mı?

Hadi şimdi ben provaya gidiyorum...
Akşama görüşürüz canlar..
Çoook sevgiyle kalın.. :)
-
-
-
-
-

22 Nisan 2012 Pazar

Yeni oyuna son bir hafta kala :)

Vee geri sayım başladı..
Provalarda son haftaya girdik..
Allah utandırmasın inşallah.
Ne kadar tatlıyız yaa :))














-
-
-
-
-
-

18 Nisan 2012 Çarşamba

Harıl harıl çalışmaktayız :)

Yeni oyunumuzu sahneye koymamıza sadece bir kaç gün kaldı canlar..
Vee yine oyun öncesi heyecan başladıı...


Sabri ve oğuz..Onlar çok iyi birer oyuncu...Her ikisini de sahnede izlemek bir zevk..


Hacer abla..O aynı zamanda sanat müziği solisti..Eşsiz bir sesi var...


Sevgili Nazan..İnsan bu kadar mı tatlı olur yaa :)
Ve sevgili Meral..Ah o kadar güzel gözleri var ki, al onu oturt karşına ve sadece gözlerini seyret :)


İşte üç güçlü oyuncu sahnede.Bu kez aralarında benim  kardeşim Hamza da var..


Oy oy oyyy..Hülyacığım ben senin bıyıkına kurban olayım :)
O yine erkek rolü oynuyor..Yalnız son derece çapkın, zampara, pis bir adamı oynuyor..Ama o kadar sevimli canlandırıyor ki o adamı :)


Meralim ve Hülyam..
Hülyam, senin o güzel bıyıklarını yirim ben yirim :)
Çok tatlı yaa, bir de aynen şu şekilde, şu bıyıklarla eve kadar yürüdü :)


Sevgili Hülya' nın erkek rolü oynadığını söylemiştim :)
Sevgili Sema da, onun metresi rolünde..
Rol icabı sevgili Sema, oyundaki herkese asılıyor :)



                              İşte oyunumuzun iki baş rol karakteri..Çok tatlı bir ikili oldular ya :)


Meralciğim maşallah diyorum senin o güzel gözlerine...


Oyundaki avukatımız ve doktorumuz..Onlar da sırf karizmalar farkındaysanız


Hülya ve Sema..O kadar tatlısınız ki :)


Oyunumuzun zengin iş kadını Emel hanım..O da dünya tatlısı bir kızımız :)


Haydi biraz daha çalışalım...


Ahan da cümbür cemaaat bizzz


Ama ara sıra provalardan kaçmak da lazım..Hep çalış hep çalış olmaz kii :)
İşte Gülşen ve Hülya...


Erkan abiyle Gülşen tekneyi kullanıyorlar..


                                 Gülşenim ve Meralim :)

Biz Heybeli' de her gece mehtaba mı çıksak acaba?


Ahan da bu da bizim titanik pozu :)


Meral balık tutuyor...Daha doğrusu balıklar Meral' in yemlerini yeyip yeyip kaçıyor...


Bunlar da bizim şirinler...
Oğuz ve Nazan..
Ne kadar şirin olduklarını anlatamam, görmeniz lazım :))


Bizlerden sizlere sevgiler canlar....
-
-
-
-
-

6 Nisan 2012 Cuma

Bunu bilmeyen yok di mi?

Balkonlarımızda saksılar var..
Ama hiç bitmiyor pislikleri di mi?
Çok suladım, az suladım, suları taştı, balkon battı derdi hepimizde var...
Ben şu yöntemle çok rahat ettim..
Gerçi çoğunluk biliyordur zaten ama bilmeyenler varsa onlar da duysunlar...



Suyu saksıya değil, bu yarım kesilmiş ve toprağa saplanmış şişeye dolduruyorum.


Toprak ve çiçeğin kökleri, ne kadar ihtiyacı varsa, o kadar alıyor bu sudan..


Kendi ihtiyacı kadar su emdiği için, tam kararında kullanıyor suyu ve daha sağlıklı oluyor çiçekler.


Ben değil, çiçek kendisi karar veriyor yani ne kadar suyu emip kullanacağına..


Alttan taşma olayı yok artık..Balkon tertemiz kalıyor..


Tavsiyem, hepinizin bütün saksılarına böyle minik bir su deposu yapmanız..
Bütün yapacağınız sadece; bir pet şişenin yarısını kesip atıp, ağız kısmını şu şekilde saksı toprağına saplamak..
Ondan sonra da içine su doldurup, eksildikçe su ilave etmek...


Hrpinize mutlu baharlar canlar :)
-
-
-
-
-
-
-

5 Nisan 2012 Perşembe

Bir sürü bere, şapka filan

 2.beredeki saç örgüsünün şirinliğini görmenizi istiyorum
sevgili Arzu' dan öğrendim bunu...
canım benim ya, o kadar harika anlatmış ki..Görmeyenler muhakkak baksın canlar...BURADA




İşte bunun saç örgüsü çok şirin..









Şu saç örgüsü ne şirin bir şey di mi canlar?
Neyse biz diğer berelerimize de bakalım....




Vee sevgili Gülşen, benim beş dakikalık anlatmam sonucu eve gidip, bu aşağıdaki şapkayı örmüş...
Demiştim ben size BUNU ÖRMEK ÇOK KOLAY diye :)


Sonraaaa, bir de mavi beremiz var...


Bir tane kahverengi...



Bu siperli şapkayı çok severek ördüm..Farkında mısınız, kesme şekere benzer bir model yaptım..



Bunu bilirsiniz..Sökülerek yapılan bere..
Annem denedi..



Kocamaaan sevgiler herbiriciğinize...